Ergenlik dönemindeki çocuklarımıza, kız olsun erkek olsun, iletişim kurmak biz anne babalar için genellikle zorlayıcı olabiliyor. Zira ergenlik döneminde, ergen,hayatındaki fiziksel, duygusal ve sosyal değişimleri, ebeveynler ise her açıdan farklılaşan çocuklarını anlamaya çalışmakla uğraşır. Bu süreçte, anne ve babalar çocuklarını büyütürken birçok yanlış davranışta bulunabilirler. Aslında iyi niyetle ve doğru olduğu düşülerek çocuğa karşı sergilenen yanlış tutumlar her ailede değişkenlikler de gösterebilir.Sonuçta tıkanan ilişkilerde bir çıkar yol bulmak arzusunda olan ebeveynler danışmanlarla iletişime geçmekte bazı püf noktaları, hatta deyim yerindeyse günlük hayatta kullanabilecekleri bazı formüller talep etmektedirler.

Bu durumdan muzdarip ailelerin hepsinde farklı farklı iletişimsel sorunlar yaşansa da hemen hepsinde ortak olan yanlışın, “anne ve babanın birbirine karşı olan tutumu” ve “ebeveynlerin çocuğa karşı olan ortak tutarlılıkları” ile ilgili olduğu gözlemlenmektedir.

Bu nedenle,“Anne-Baba-Çocuk” arasındaki iletişim üçgeninde öncelikle ebeveyn-çocuk ilişkisini ele almak gerekirken, anne-çocuk ile baba-çocuk ilişkisinde anne-baba arasındaki tutarlılığı da ayrıca ele almak gerekir.

İletişim: Aile bireylerinin her biri arasında kaliteli bir iletişim ortamının kurulabilmiş olması kişilerin kendilerini rahat ifade edebilmeleri, bir birlerini anlamak noktasında olmazsa olmaz kuraldır.

Ana baba liderliği: Anne ve baba aileyi ortak bir liderlikle, net ve tutarlı mesajlar vererek yönetmelidir.Annenin ve babanın aile içerisindeki yönetim alanları ve sorumluluk alanları kesin çizgi ile ayrılmış olmalı ve Aile içinde anne ve baba rollerinin, çocuğun anlayabileceği şekilde açık, net, tutarlı olması gerekli.

Disiplin: Aile içerisinde ebeveyn otoritesinin olması ile, otoriter davranışın olması birbiriyle karıştırılmamalıdır. Çocukların, idarenin anne babada olduğunu algılaması önemlidir.Aile bireylerinin uyması gereken kuralları katı bir dille anlatmak yerine anne ve baba rol model olarak tutarlı bir davranışla örnek olmalıdır.

Kişisel sorumluluk: Ailenin her bireyi kendi davranışlarının sorumluluğunu taşımayı öğrenmelidir. Hangi yaşta ve hangi konumda olursa olsun her birey zaman zaman hata yapabilir. Aslında ergenlik sürecinde çocukları hayal kırıklığına sürükleyen en önemli ayrıntı da budur:kafalarında mükemmel olan anne ve babanın da hatalar yapabileceği ve mükemmel olmadıklarını fark etmeleri. Ergenin hata yapması, onun sürekli aynı hataları tekrar edeceği ya da kötü bir insan olduğu anlamına gelmez. Bu hatalarının kendi payına düşen kısımlarıyla ilgili sorumluluk alması ve hatalarının etkilerini ve sonuçlarını fark edebilmesi bu süreçte çok önemlidir. Ergenin bu aşamaya gelebilmesi için, anne ve baba önemli bir rol modeldir.
Başkalarına saygı: Aile içerisinde ve dışında anne babanın önce birbirlerine, sonra çocuklarına ve başkalarına saygı göstererek olumlu model olması çok önemlidir.Burada sergilenen davranış ileride çocuklarının davranışlarını birebir etkileyecek ve çocuğun karakterinde de yer edecektir.
Birbirini sevmek: Anne ve babasından ilgi göremeyen çocuk, yok sayılma hissiyle ilgiyi başka yerlerde arar ve aradığını bulamazsa öfkelenir.Bu öfke durumu kendi içinde karamsarlık ve içe kapanıklığa,etrafında ki insanlarla da uyumsuzluk ve geçimsizlik sorunlarının oluşmasına sebep olur.”Annem babam bile beni sevmiyorsa beni kimse sevmez,ben sevilmeye değer biri değilim” endişesi öz güven kaybını da beraberinde getirir.
Arkadaş mı-Ebeveyn mi Olmak Dengesini Kurmak:Bazı anne babalar çocukları ile daha yakın ilişki kurabilmek için arkadaşlık ilişkisi kurmayı ana babalık rollerinin daha üzerine çıkarırlar.Çocukların o yaşlarda ve sonrasında bir çok arkadaşı olabilir ancak sadece bir anne ve babaları olduğu asla unutulmamalı ve o doğrultuda hareket edilmelidir.

Çocuğuna sevgi göstermek: Yaşı kaç olursa olsun, tüm çocuklar anne babaları tarafından sevilmek ihtiyacındadır.Pek çok anne baba, her açıdan kendini iyi bir aile olarak algılamasına rağmen, çok önemli bir noktayı göz ardı edebilir: “Sevgimizi yeterince göstermek.”Sevgilerimizi otorite maskesi ardına gizleyerek göstermekten kaçınmamız ve bunun zaman içerisinde kişiliğimizin bir parçası haline gelmesi ileride telafisi çok zor hasarlara sebep olabilir.Oysa hem çocukların, hem ergenlerin, hatta yaşı kaç olursa olsun tüm bireylerin sevildiklerini bilmeye hissetmeye ve görmeye ihtiyaçları vardır. Aile üyelerinin birbirlerine olan sevgilerini ve yakınlıklarını hem sözsel, hem de davranışsal olarak ifade edebilmeleri çok önemlidir.
Dikkat edilmesi gereken bu temel davranışsal noktaların dışında ebeveynlerin ergenlik sürecinde hatta ömürleri boyunca çocuklarıyla doğru ilişki kurmalarını sağlayabilecek birkaç detaya daha başlıklar halinde değinmekte fayda var.
– Konuşma isteği çocuğunuzdan gelirse konuşmak daha kolay olacaktır:Konuşmak için her iki tarafında istekli olması gerekir.Eğer çocuk konuşmak istemiyorsa zorlanmamalı ancak net mesajlarla kendini hazır hissettiği bir zamanda bu konuşmanın mutlaka yapılması gerektiği belirtilmeli ve geri çekilinmeli.
– Çocuğunuzla konuşurken kendiniz olun: Çocuğunuzla rahat ve samimi bir ortamda, en doğal halinizde, olduğunuz gibi konuşun.Yakın ve anlayışlı görünmek adına yapmacık davranışlara asla girmeyin.
– Bir konu hakkındaki görüşünüzü belirtirken dürüst olun:Kırmayım,üzmeyeyim diye hiçbir zaman eğriye doğru demeyin.
– Ergenin cevap vermesini yüreklendiren sorular sorun:Çocuğunuza yaklaşımlarınızda suçlayıcı ya da yargılayıcı olmayın. Örneğin, “Neden bu kadar kabasın, inatçısın, tembelsin? Kime çektin bilmem ki?” gibi sorular, çocuğun kendini savunmaya almasına ve onun da size karşı agresif tutum takınmasına sebep olur. Çocuğunuzla daha iyi iletişim kurmak için sorularınıza, ….senin bu konudaki fikrin ne?Sence sebebi ne olabilir?gibi onun fikirlerini rahatlıkla ortaya koyabileceği girişler yapmak fikirlerine değer verildiğini anlaması açısından çok önemlidir.
– Ergen çocuğunuzun konuşmasına izin verin: Bazen anne babalar çocuğa bir şey sorduklarında onların cevabını beklemeksizin soru sormaya ve hatta cevaplarını da kendileri vermeye başlarlar ve bu karşılıklı konuşmak olmaktan çıkarak bir monoloğa dönüşür. İşte bu noktada iletişim kopar ve ergen bir daha konuşmaz…
– Ders vermekten kaçının:“Ben senin yaşındayken…”,”Bizim zamanımızda böyle …diye başlayan cümleler ile söze başlamayın.Annem babam yine nutuğa başladı algısıyla sizi dinlemeyecektir bile.Bunun yerine kendi hissinizi açıklayacak ifadeler kullanın”…bu davranışın beni üzüyor.”yada ”…yaptığına kızıyorum.”gibi.

– Disiplin verirken, çocuğunuzun hem yetenek ve niteliklerinden, hem de sorumluluklarından söz edin:Ergenin olumlu özelliklerini vurgulayarak söze başlamak, çocuğunuzun sizi dinlemesini artırır. Ergenin kusurları olduğu gibi, illaki övülecek özellikleri de vardır. Bu olumlu özelliklerin annesi, babası ve yakın çevresi tarafından fark edildiğini görmek ise, ergeni gururlandırır ve olumlu davranışlarını sürdürmesini sağlar.
– Ergenin söyledikleri ile davranışları arasındaki farkı fark edin:Ergenler bazen çok radikal fikirlere sahip olabilir ve bu fikirlerini açıkça ifade ederek ebeveynlerini endişe ve korkuya sevk edebilirler. Onların bu fikirlerini telaşla ve panikle karşılar, ani tepkiler verir, bu fikirlerini sert bir tutumla eleştirir ya da küçümserseniz, aranıza kocaman bir iletişim uçurumu girmiş olur. Burada önemli olan, ergenin düşüncelerinden çok, ergenin davranışlarıdır. Yani bu düşünceleri davranışa dönüşüyor mu dönüşmüyor mu, önemli olan budur.Bu noktada ebeveynlerin biraz sabır göstermesi gerekmektedir.
– Çocuğunuzun size olan güvenine saygı gösterin:Çocuğunuzun size güven duyması için; çocuğunuzun size söylediklerine değer vermeniz ve onu anlamaya çalışmanız, onun anlattıkları ile alay etmemeniz, çok önemlidir. İletişimin temelinde güven duygusunun olması, pek çok olumlu duyguyu ve davranışı da beraberinde getirir.
Son olarak etkili bir aile içi iletişim için; Empati kurarak iyi bir dinleyici olmak , Sevginizi koşulsuz göstererek tutarlı davranmak ve olumlu bir rol model olmak bu süreci aşmanın olmazsa olmazıdır.
Buket Uzuner ”TOPRAK”kitabında”ergenlik,bir bakıma çocukluk denilen cennetten atılmak olduğu için insanın öfkesinin en şiddetli olduğu dönemidir.”der…
Sevgiyle kalın,zira her şeyin ilacı sevgidir.